Yakarış

20.000,00

Kategoriler:

Açıklama

Topraklanma Serisi: ‘Yakarış’

Boyut: 50×35

Tuval üzeri akrilik,2026

“Yakarış”, varlığın en kökensel bağına —yaşamı veren dişil ilkeye— bir dönüş çağrısıdır. Eserin
merkezinde yükselen figür, hem ağaç hem bedendir; bir kökün ve bir gövdenin birleşimi.
Aşağıda yer alan parlak sarı form bir güneş değil yalnızca; aynı zamanda doğanın yaşam verici
enerjisinin simgesidir. Bu ışık, yeryüzünden değil, bedenin derinliklerinden doğar —tıpkı
sezgiden, histen ve içgüdüden fışkıran bir enerji gibi.
Yukarıda yer alan iki yuvarlak form ise kadın memelerinin soyutlanmış halidir. Ancak burada
bedensel arzuyu değil; besleyen, koruyan, aktaran doğayı temsil ederler. Ağacın kolları ya da üst
kökleri bu meme uçlarına bağlıdır —sanki doğa kendi özünden, dişil kaynaktan beslenmektedir.
Bu yapıda beden, ağaç ve doğa ayrılmaz hale gelir. Ağaç, doğaya kök salmış varlığı; güneş,
yaşam enerjisinin kaynağını; memeler ise besleyici ilk doğayı temsil eder. Hepsi birbirine
bağlıdır ve bu bağlantıdan doğan şey, yakarıştır: kopuşun yasını, yeniden bağlanma arzusunu,
ilksel olanla tekrar temas kurma ihtiyacını içinde barındıran bir içsel titreşim.
Alt kısımdaki sarı-güneş formu: İçeriden doğan yaşam enerjisi, bilinçdışının altın
kaynağı. Aynı zamanda köklenen gücün beslendiği yer.

Ortadaki köklenmiş ağaç: Ruhsal bir form olarak varlık. İçinden geçtiği her halle
evrilerek besleniyor ve büyüyor.

Üstteki meme formları: İlksel dişil enerji, doğanın besleyici yönü. Varlığın yaşamla ilk
teması, doğanın bedene sunduğu ilk armağan.
Ağacın meme uçlarına bağlanan üst kökleri: Bu bağ, kopmuş olanın yeniden birleşmesi
değil; zaten hiç kopmamış, ama unutulmuş bir ilişkinin yeniden hatırlanışıdır.
Bu eser, doğa ile varlık arasındaki ayrılığı değil, sürekli devinen bir akışkanlığı vurgular. Toprak
yalnızca maddesel bir zemin değil; bilinçdışının ta kendisidir. Beslenme, köklenme ve ışığa
yönelme arasında bir çizgi yoktur —hepsi aynı anda olur. Bu bağlamda “Yakarış”, bir arayış
değil, bir hatırlayıştır. Varlık, özüne dönmek istemez; o özü zaten içinde taşır. Sadece o özü
tekrar hissedebilmek için titreşim üretir: bu titreşim, bu çatlak, bu sarsıntı —yakaranın
kendisidir.

Toprak Hatırlar mı?

Toprak Hatırlar mı?

Armağan

Armağan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir